Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanlığı

Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Dairesi Başkanlığı

ÜREMEYE YARDIMCI TEDAVİ HİZMETLERİ

ÜREMEYE YARDIMCI TEDAVİLER

Üremeye yardımcı tedavi (üyte): anne adayının yumurtası ile kocanın sperminin çeşitli yöntemlerle döllenmeye daha elverişli hale getirilerek, gerektiğinde vücut dışında döllenmesini sağlayıp, gametlerin veya embriyonun anne adayına transferini kapsayan ve modern tıpta bir tıbbi tedavi yöntemi olarak kabul edilen uygulamaları, ifade eder.

Kısırlık (infertilite) bir yıllık korunmasız cinsel ilişkiye rağmen gebelik oluşmaması olarak tanımlanmaktadır. Üreme çağındaki çiftlerin yaklaşık %10-15’ini etkiler. Üremeye Yardımcı Teknolojiler, yumurtalıklardan doğrudan yumurta elde edilmesini içeren tüm teknikleri kapsar ve günümüzde bunlardan biri doğurganlık çağındaki kadınların yaklaşık %1’inde kullanılmaktadır. Bu tekniklerin başarısı kısırlığın değerlendirme ve tedavisinde evrime yol açmıştır. Geleneksel tanı ve tedavi yöntemleri artık çok daha az kullanım alanı bulmaktadır.

İlk Tüp Bebek doğumunun gerçekleştirildiği 1978’den günümüze kadar Üremeye Yardımcı Teknolojiler giderek daha yaygın olarak kullanılmaktadır. In Vitro Fertilizasyon (IVF) kullanıma ilk giren ve günümüzde de en yaygın kullanılan uygulamadır; takip eden basamaklar halinde yumurtalıkların ilaçlarla uyarılması, ultrason eşliğinde yumurtaların toplanması, laboratuar ortamında döllenme ve embriyonun rahim içine transferini içerir. İntrasitoplazmik Sperm Enjeksiyonu (ICSI-Mikroenjeksiyon) ise tek bir spermin yumurta içine enjeksiyonudur. Ek olarak, cerrahi sperm elde etme teknikleri de son zamanlarda Üremeye Yardımcı Teknolojilerinin bir parçası olmuştur.

Üremeye Yardımcı Teknolojiler günümüzde birçok dirençli infertilite tipi için tedavi seçeneği haline gelmiştir: Özellikle opere edilemeyen veya cerrahi sonrası başarısız olunmuş çift taraflı tubal tıkanıklık, ciddi erkek faktörü, endometriozis, düşük yumurtalık rezervi veya yetmezliği, yaygın batın içi yapışıklıklar (geçirilmiş operasyon veya enfeksiyon), açıklanamayan infertilite … Tedavi başarısını öngörmek açısından hasta yaşı, yumurtalık rezervi, tanı ve önceki tedavi sonuçları değerlidir.

Tedavi öncesi tüm hastalara dikkatli bir değerlendirme yapılmalı ve detaylı danışmanlık verilmelidir. Çiftlerin değerlendirilmesi detaylı öykü alınması ve muayene ile başlamalı, erkek partnerin semen analizi, hormonal değerlendirme, histerosalpingografi veya histereskopi ve gereğinde laparoskopi ile tamamlanmalıdır. Ayrıca Smear, HIV, Hepatit B ve C taraması yapılmalıdır.

Latince in vitro terimi ‘cam içinde’ anlamındadır. IVF terimi laboratuar ortamında yumurtanın sperm tarafından döllenmesi olarak tanımlanır.  Bazıları bunu “test tüp bebekleri” olarak isimlendirmişlerdir. Gerçekte, yumurtalıktan alınan ve laboratuar ortamında izole edilen yumurta doğal ortamında yüzdüğü sıvıyı taklit edecek şekilde karıştırılmış kültür ortamı içine yerleştirilir. Kısa bir süre sonra, yumurtaların alındığı kadının eşinden elde edilen spermler kültür kabına eklenir. Yumurta ve sperm, döllenme için gerekli sabit ısı ve atmosferik ortamın sağlanması için bir inkübator içine yerleştirilir. Bu aşama tek bir spermin yumurta içine enjeksiyonu (İntrasitoplazmik Sperm Enjeksiyonu-ICSI) ile de yapılabilir.  Döllenme meydana geldikten sonra embriyo oluşur. Hücre bölünmesi mikroskop altında gözlemlenir. Uygun hücre sayısına ulaşan embriyo tekrar hastaya transfer edilir. Bu aşamadan önce yapılabilecek preimplantasyon genetik tanı uygulamaları genetik bozuklukların tanınmasına olanak sağlayabilmektedir. Transfer işlemi ikinci, üçüncü veya beşinci günde, pronükleer safhadan blastokist aşamasına kadar herhangi bir aşamada başarı ile yapılabilmektedir, yinede çoğunlukla 6-8 hücreli embriyolar ve blastokistler tercih edilir. Birden çok embriyo transferi gebelik şansını artırır, ancak çoğul gebelik oranlarındaki artışı da beraberinde getirir. Ülkemizde yönetmelikler gereği ve koşullara göre bir veya en fazla iki embriyo transfer edilebilmektedir. Geri kalan iyi kalitede embriyolar dondurulabilir, dondurulan embriyoların saklanma süresi konusunda bilinen bir sınır yoktur. Dondurma ve çözdürme sürecini takiben embriyoların yaklaşık 2/3’ü hayatta kalır.

Embriyonun tekrar kadına transfer edilmesi tedavinin son aşamasıdır. Temel olarak embriyolar bir kateter içine alınır. Daha sonra bu kateter aracılığıyla embriyo kadın rahmine aktarılır. Embriyo transferinden sonra, günlük progesteron kullanılarak gebeliğin devamı için hormonal destek sağlanır. Her ne kadar HCG desteği hiperstimülasyon riskini arttırsa da, diğer bir alternatiftir. Gebelik testi transferden 12 gün sonra yapılır. Eğer test olumlu ise HCG kan seviyesi uygun olana kadar beklenerek ultrasonografi ile gebelik izleme alınır.