Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanlığı

Doku, Organ Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Dairesi Başkanlığı

DİYALİZ HİZMETLERİ

Böbrekler insanlarda genellikle iki adet olup arkada bel omurlarının yanında her iki taraftadır. Yaklaşık ağırlığı 150gr civarındadır. Böbreğin temel görevi idrar oluşturmaktadır. Böbrek kalp tarafından pompalanan kanı alarak içerisinden geçirir ve idrar oluşturur. Böbrek idrar yapımı, sayesinde; alınan gıdaların sindirilmesi sırasında açığa çıkan zehirli maddelerin ve fazla suyun uzaklaştırmasını sağlar. Böbrekler ayrıca renin hormonu sayesinde kan basıncının kontrolünde, eritropoetin hormonu sayesinde kan hücrelerinin üretiminde ve kalsiyum fosfor dengesini düzenleyerek kemik metabolizmasında etkilidir. Böbrek fonksiyonlarının % 80 - 90''nı kaybetmiş olan hastalarda diyaliz tedavisine başlanmalıdır Diyaliz Tedavisi İki Şekilde Uygulanır.

Hemodiyaliz: Hasta kanının damardan alınarak özel makineler kullanılarak temizlenip tekrar hastaya verilmesi sistemidir. Hastanın ihtiyacına göre bir veya üç defa uygulanır.

Periton Diyalizi: Hastanın karın boşluğuna verilen sıvıya atık maddelerin geçmesi ve daha sonra bu sıvının boşaltılması esasına dayanır. Bu işlem için makineye ihtiyaç yoktur.        

HEMODİYALİZ

Hemodiyaliz kanın vücut dışında bir makine aracılığıyla temizlenip (suni böbrek) vücuda geri verilmesi işlemidir. Normalde hastanelerin diyaliz ünitelerinde yapılır. Hastanın sağlık durumuna göre haftada 2-3 kez uygulanmaktadır. Her seans yaklaşık 4-5 saat sürmektedir. Hemodiyalizin gerçekleştirilmesi için küçük bir cerrahi operasyona ihtiyaç vardır (fistül ameliyatı). Bu operasyon, hastaya yapılan hemodiyaliz işlemini hızlandırmak ve kolaylaştırmak için uygulanır ve damarların birleştirilmesi şeklinde gerçekleştirilir.

HEMODİYALİZİN AVANTAJLARI

Atık maddeler vücuttan hızla ve başarıyla uzaklaştırılır,

Uzman hekimler ve hemşireler tarafından gerçekleştirilir,

Diğer hastalar ile ilişki kurulmasını sağlar,

Her gün değil, haftada 2-3 defa yapılır.

Hemodiyaliz tedavisinde karşılaşabilecek sorunlar şu şekildedir; Tedavi seansları arasında fiziki düşme ve yükselme olarak tarif edilebilecek ve diyaliz sonrası hastanın kendisini iyi hissetmesi, ancak bir sonraki seansa kadar yavaş yavaş tekrar kötüleşmesi sonucu oluşan rahatsızlık hissedilebilmektedir.

Çeşitli sıvı ve gıdaların alınmasının kısıtlanması gerekebilmektedir.

Cerrahi bir operasyon gerekmektedir.

Tedavi sırasında tansiyonda ani değişiklikler olabilmektedir.

PERİTON DİYALİZİ

Periton diyalizi, karın boşluğuna verilen özel bir solüsyon aracılığı ile, hastanın kendi periton membranı  (karın iç zarı) kullanılarak kanın artık maddelerden arındırılması ve sıvı dengesinin sağlanması işlemidir.

Uygulanışı:

Öncelikle bir küçük cerrahi operasyon yardımı ile karın boşluğuna, ince yumuşak plastik bir tüp (kateter) yerleştirilir. Hastanın sağlık durumuna ve yaşına bağlı olarak karın boşluğuna kateter yoluyla 1.5-2 litre civarında “periton diyaliz solüsyonu” verilir. Solüsyonun karın boşluğuna verilmesiyle diyaliz başlamış olur. Vücuda verilen bu solüsyon 4-6 saat süreyle karın boşluğunda kaldıktan sonra değiştirilmesi gerekir. Bu zaman süresince, karın boşluğundaki  solüsyona geçen atık madde ve kirli suyun dışarıya çıkarılması gerekmektedir. Bu işlem yine kateter yoluyla normal fiziki kurallar (yer çekimi) içerisinde gerçekleşir.  Hemen sonra, karın boşluğu yeni diyaliz solüsyonu ile doldurulur. Bu işleme “solüsyon torba değişimi işlemi” denir. Periton diyalizi bazı kişilerce sağlıklı böbreğin yaptığı fonksiyona en yakın diyaliz yöntemi olarak gösterilmektedir, çünkü diyaliz solüsyonu 24 saat boyunca devamlı olarak karın boşluğunda bulunur ve atık maddelerin kandan uzaklaştırılması doğal bir yüzey olan periton membranı (karın iç zarı) aracılığıyla gerçekleşir.

Torba değişimi hasta tarafından, gün içerisinde 4-5 defa yapılabilir. Bu şekilde uygulanan periton diyalizine “Sürekli Ayaktan Periton Diyalizi” denir (SAPD).

SAPD yapılırken en çok dikkat edilmesi gereken şey, temizlik konusudur. Aksi takdirde enfeksiyona (iltihaplanmaya) uygun ortam yaratılmış olur ki bu da istenmeyen komplikasyonlardan (kötü yan etkilerden) bir tanesidir.

Periton diyalizinde;  

Hemodiyalize kıyasla daha iyi kan basıncı kontrolü sağlanabilmektedir.

Daha iyi sıvı kontrolü (aşırı sıvı birikimi olmaz) sağlanabilmektedir.

Çok az diyet kısıtlaması gerekmektedir.

Kalp ve damar sistemine yüklenme çok az olabildiğinden özellikle yaşlı hastalarda ve çocuklarda uygulanması tercih edilebilmektedir.

 Kanın pıhtılaşmasına engel olmak amacıyla damar içi yoldan heparin uygulanmasına gerek duyulmamaktadır.

Tedavi  hastanın kendisi tarafından uygulanmakta ve hasta kendini daha iyi hissetmektedir.

Tedavinin uygulama şekliyle ilgili eğitim basit ve süresi kısadır.

Bir diyaliz merkezine bağlılık gerekmemektedir.